YANARDAĞLAR PÜSKÜRÜRKEN GUATEMALA
Pasifik Okyanusu’yla Atlantik Okyanusu’nun uzantısı Karaib Denizi arasında, Meksika, Honduras, Salvador ve Belize’nin çevrelediği coğrafyada, 5 tanesi halen aktif olan 33 yanardağa sahip bir ülke olan Guatemala bulunur. 1996 yılında biten iç savaştan bitkin, yorgun ve kaynaklarını tüketmiş olarak çıkan Guatemala bugünlerde artık yaralarını sarmaya çalışıyor.
Guatemala bayrağı, mavi, beyaz ve mavi renklerden oluşur. Bayrağın iki kenarındaki mavi renklerden biri ülkenin iki yanındaki okyanusları, diğeri gökyüzünü, beyaz renk barışı, beyaz rengin üzerindeki zakkum bitkisi de İspanyol ve Yerli kültürlerinin karışmasını simgelerler. Yüksek dağlarda serinleyen iklimi okyanusların etkisiyle ılımanlaşan Guatemala için, ‘’ Sonsuz İlkbaharın Ülkesi ‘’ denilir.
108.890 kilometrekare yüzölçüme sahip olan Guatemala’da yaklaşık 13.000.000 kişi yaşıyor. Küçük bir karşılaştırma yapmak isterseniz ülkenin yüzölçümü Portekiz’den biraz büyük, A.B.D’nin Tennessee Eyaleti’nden biraz küçüktür. 22 eyalete sahip ayrılmış olan Guatemala’da 22 tanesi Maya kökenli 23 Etnik grup yaşar. Guatemala, dünyanın nüfus artış hızı en yüksek ülkelerinden biridir. Yerli inanışında kürtaj ve nüfus planlaması, Tanrı’ya itaatsizlik sayıldığından, günah ve yasak kabul ediliyor. Bundan dolayı da 5 metrekare evlerde yaşamaya çalışan ailelerin 17 – 18 çocuk sahibi olması sıradan sayılıyor.
Guatemala’da çalışmayana ekmek yok cümlesi gerçektir. Küçücük çocuklar bile aile bütçesine katkıda bulunabilmek için çalışırlar. Evler çok küçük olduğundan hayat genelde açık havada geçer. Sabah kahvaltısı alışkanlıkları yoktur. Günde iki kere yemek yerler. Tabii mutfaklarında da bütçelerine ne uygunsa o vardır. Ortalama insan ömrü erkeklerde 65, kadınlarda 60 yıldır. Maalesef 0 – 5 yaş arası çocuk ölüm oranı çok yüksektir.
Guatemala toprakları, dünyanın en zengin biyolojik hazineleri arasında sayılır. Dünyada bilinen tüm bitki türlerinin % 10’una burada rastlanır. Maya Biyosferi toplam 1.400.000 hektar büyüklüğüyle dünyanın en zengin ekolojik bölgelerinden biridir.
Muz ve kahve yetiştiriciliğinde Guatemala dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir. Ülkemizde meyve tezgahlarında sık gördüğümüz Delmonte ve Chiquita muzlarının ana vatanı Guatemala’dır. Huehuetenango’yla Panajachel arasındaki kuzey bölgelerinde yetiştirilen kahve fideleri biraz serpilince Antigua civarına gönderilip daha güneşli ortamlarda ekilir. Dünyada, kahve yetiştiriciliğinde ilk 5 ülke içinde olan Guatemala, en kaliteli kahve üreticileri arasında da Brezilya’dan sonra ikinci sırada kabul edilir. Antigua çevresindeki Arabica cinsi kahve bahçelerinin büyüklüğü 20 kilometrekareyi bulur. Ne yazık ki en kaliteli kahveler ihraç edildiği için Guatemalılar için kaliteli kahve bulabilmek neredeyse mümkün değildir.
Guatemala’nın dindar insanları ülkelerinin en önemli 4 gölünün 4 ana yönü simgelediğini kabul ederler. Ülkenin doğusundaki Lago Atitlan, batısında Rio Dulce’den beslenen, ülkenin en büyük tatlı su gölü Lago Izabal, kuzeyde şelalelerin kükürtlü sularıyla beslenen Lago Amatitlan ve Lago Itza bu 4 önemli göldür. Guatemala için, Göller Ülkesi de denilir. Atitlan Gölü’nün, İsviçre’deki Leman ve Arjantin’deki Argentino Göllerinden sonra dünyanın en romantik 3. gölü olduğu kabul edilir. Atitlan Gölü, Unesco tarafından Dünya Mirası listesine de eklenmiştir. 1.540 metre yükseklikte bulunan Atitlan Gölü’nün kıyılarda 60 metre olan derinliği gölün ortalarında 340 metreye kadar iner. 128 kilometrekare yüzölçümündeki gölün kirlilik oranı da yalnızca % 0.05’dir.
Panajachel tarafından Atitlan Gölü’ne bakarsanız manzarayı San Pedro, Toliman ve Atitlan volkanları tamamlar. Tajomulco Volkanı, 4.200 metreye ulaşan zirvesiyle Guatemala’nın en yüksek dağıdır. Atitlan Gölü’nün Santa Catarina Palopo, Godinez, San Antonio Palopo kıyılarında Amerikalılar’ın iç savaş sırasında verdikleri silahların bedeli karşılığında aldıkları arazilerin üzerinde inşa ettikleri villalar vardır. Gölde, büyük balık olarak bir tür sazan ve çok sayıda da küçük balık türü yaşar. Santiago Atitlan, göl kıyısındaki şehirlerin en ilgincidir.
Sacatepes eyaletinde bulunan Antigua, 1527 şehrinde kurulmuş. 1543 yılında İspanyollar’ın Orta Amerika’daki başkenti olan Antigua, 1773 yılındaki büyük depremde tamamen yıkılacağı güne kadar da başkent olarak kalmış. Izgara planlı ve 1.500 metre yükseklikte bulunan Antigua’da 150.000 kişi yaşar. Şehrin nüfusu, % 45 Kakçikel yerlisi, % 30 İspanyol ve % 25 Ladino’dan oluşur. % 90 oranında Katolik olan şehirde 33 manastır vardır. Eski İspanyol valisinin konağı olan ve otele dönüştürülmüş olan Posada Don Rodrigo’yu mutlaka görün.
Şehrin merkezi kabul edilen Plaza Das Armas’da XVIII. yüzyılda yeniden inşa edilen Katedral, Belediye Sarayı ve mağazalar vardır. Buradan kısa bir yürüyüşle gidilen kısaca Merced olarak bilinen Nuestra Senora de las Mercedes, kadınların ve erkeklerin inzivaya çekilebildiği dini bir merkezdir.
Antigua çevresinde, Fuego, Aqua ve Acatenango Volkanları bulunuyor. Fuego Volkanı sürekli püskürme halinde ve tepesinden duman hiç eksik olmuyor. Günün ve gecenin farklı zamanlarında oluşan renklerden gözünüzü alamıyorsunuz. Antigua’da deprem insanların hayatlarının adeta parçası olmuş. 3 – 5 Richter ölçeğindeki depremlere öylesine alışmışlar ki ancak 7,5 şiddetindeki deprem olduğunda evlerinden çıkıyorlar.
Dünyanın zengin yeşim taşı madeni olan ülkelerinden biri de Guatemala’dır. Antigua sokaklarında yeşim taşından mücevher satan mağazalar ve sokaklarda da çok sayıda ressam göreceksiniz.
Kahve bahçeleriyle, ressamlarıyla, Merced ve Katedrali’yle, restore edilmiş eski binalarıyla Antigua’da unutulmaz günler geçirebilirsiniz. Marimba dedikleri vurmalı çalgıyla yapılan müziklerini dinlerken kola ve buzla karıştırılan bir Zacapa Centenario da yorgunluğa mükemmel geliyor.