MYRA ve SAINT NICOLAS
Myra Ören Yeri, Antalya’nın Demre ilçesinin 1,5 kilometre yakınındadır. Şehrin isminin bugün Demre Çayı olarak bilinen antik Myros Irmağı’ndan veya Eski Yunan’da vücuda sürülen güzel kokulu bir yağ olan Mür veya Müron sözcüğünden türetildiği düşünülüyor. Myra kenti, Likya Birliği’nin oy hakkını paylaşan 23 şehrinden biriydi. Temsilciler Kongresi’nde, bu kentlerin büyükleri 3, orta büyüklükte olanları 2, küçükleri de 1 oy hakkına sahiptiler. Myra, kongrede 3 oyla temsil edilirdi.
M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren adı duyulmaya başlayan Myra, Hellenistik dönemde önem kazanır. Büyük İskender’den sonra Mısır ve Suriye krallıklarının hakimiyetine giren kent, M.Ö. 167 yılında bağımsızlığına kavuşur. Roma İmparatoru Brutus döneminde Roma ile kötüleşen ilişkiler, Augustus zamanında düzelir. Myra’da, Augustus ‘’ Karaların ve Denizlerin İmparatoru ‘’, Tiberius ‘’ Tanrı ‘’ ve Tiberius’un eşi Agrippina da ‘’ Kurtarıcı ‘’olarak onurlandırılırlar. M.S. 2. yüzyıldaki depremde yıkılan şehir, zenginlerinin yardımlarıyla yeniden inşa edilir. Myra, Bizans döneminde Likya Eyaleti’nin başkenti ilan edilir. 14. yüzyıla kadar da başpiskoposluk merkezi haline gelecektir.
Ören yerindeki arkeolojik kalıntılardan Roma tiyatrosu gayet iyi durumdadır. 35 oturma sırasına sahip tiyatronun sahne binası ayaktadır. Oturma sıralarının ön yüzündeki mermerler üzerinde tiyatro maskeleri ve mitolojik hikayelerin anlatıldığı kabartmalar görülür.
Myra’nın ilginç tapınak ve ev tipindeki kaya mezarları da hemen tiyatronun yakınındadır. Ev tipi mezarların büyük bölümü, sade, pal peteği şeklinde ve ahşap konut mimarisinden esinlenilerek kayaya oyulmuştur. Heykel kabartmaları da çok ilginçtir. Likyalılar, yaşamın devamlılığına inandıkları için, tiyatrolarını mezarların bu kadar yakınına inşa etmişlerdi. Seyirciler oyunları tiyatroda izlerken, ölülerin de mezarlarından oyunları izlediklerine inanmışlardı.
Myra Ören Yeri’nin girişindeki ikona satan dükkanlarla, nar suyu ve kaktüs meyvesi satıcıları, pazarlama konularına adaptasyon hızımızın ne kadar yüksek olduğunun kanıtıdır. Özellikle Rus turistler tarafından satın alınan ikonalar, sonrasında Saint Nicholas kilisesinde kutsanarak evlerdeki kutsal köşelerine yerleştirilecektir.
Hepimiz, Noel Baba’yı, ak sakallı, uzun botlu, kırmızı renkli, kürklü ve başlıklı giysisiyle hayal ederiz. Bu büyülü kahraman, bembeyaz karlar üzerinde Ren geyiklerinin sürdüğü kızaklara biner. Oysa Noel Baba, hayalimizdekinin tam tersine, portakal ağaçlarıyla bezeli Demre’nin eşeğe binen Akdenizli çocuğudur.
Bir diğer adıyla Agios Nicolaos, liman kenti insanlarının gözde azizidir. Nicolaos veya Nikolas, kelime anlamı olarak zafer kazanmış kahraman demektir. Kaptanların, forsaların, balıkçıların koruyucu azizidir. Doğu’nun Avrupa’ya açılan en büyük limanı İstanbul’un Cibali, Karaköy, Samatya ve Büyükada gibi semtlerinde Nikolas’ın adına kiliseler vardır. Bizanslı denizciler ve balıkçılar bu kiliseleri ziyaret edip, rüzgarı uygun, balığı ve bereketi bol denizler dilerlermiş. Nikolas’a adanmış kiliselerin nartekslerinin tavanlarına gemi maketleri asılırmış. Akdeniz’de seyreden gemicilerin, ‘’ dümenini Aziz Nikolas tutsun ‘’ demeleri adettir.
Bizans İmparatoru Büyük Konstantin zamanında Nikolas, Antalya’nın Patara ilçesinde doğmuş. Zenginlik içinde büyümüş, anne babasını genç yaşta kaybedince aile serveti ona kalmış ve din adamı olup Myra piskoposluğuna kadar yükselmiş. Parasız gençleri evlendirir, çocuklara hediyeler dağıtır, herkese yardım edermiş. Öykülere göre bir defasında İmparator Konstantin’in rüyasına girerek haksızlıkla ölüme mahkum edilmiş olanları kurtarmış. Bir başka defasında İstanbul’dan Mısır’a giden bir gemiden aldığı hububatla, Myra halkını açlıktan kurtarmış ancak, gemi İstanbul’a vardığında depoları yine de dolu kalmış. Başka bir öyküde, bütün zenginliğini kaybetmiş bir tüccarın 3 kızını evlendirebilmesi için geceleyin evin kapısına 3 torba altın bırakmış.
Aziz Nikolas, 6 Ocak 350’de ölmüş. Azizin naşını Demre’de sonradan adının verileceği kilisenin bahçesinde bir köşeye gömmüşler. Yüzyıllar sonra Barili korsanlar, lahdi açıp kemiklerin bir kısmını İtalya’ya kaçırmışlar. Sonrasında da bu kemiklerden bazı parçalar, Almanya, Fransa gibi ülkelere taşınmış.
M.S. 4. yüzyılda bazilika şeklinde inşa edilmiş olan kilise, zamanın içinde değişikliklere uğramış. Kilise, 808 ve 1034 yıllarında 2 defa Araplar tarafından tahrip edilmiş. 1043 yılında IX. Konstantin Monomakhos zamanında tamir görmüş. 19. yüzyılda çatısı bir kere daha çöken kilise bugünlerde yeniden restore ediliyor.
Nikolas’ın koruyucu kimliği, Kuzey ülkelerinin erken çağlarda kaybolmuş bir azizinin kimliğiyle birleşerek sempatik bir ihtiyara dönüşmüş. Yüzyıllardır tüm dünya ülkelerinde Noel Baba’nın imgesel değeri hep yükselmiş. Yıl sonlarında insanların kucaklaşması, çam ağaçlarının süslenmesi, hediyeler verilmesi, bu geleneğin ne kadar tuttuğunun göstergesidir. Rus turistler, Nikolas’ın mezarının önünde uzun kuyruklar oluşturup dakikalarca beklemeyi göze alarak, ellerindeki ikonaları mezara sürtüp şans istemeyi sürdürüyorlar ve bu arada da kendilerini kutsuyorlar.
Her yıl, Nikolas’ın ölüm günü kabul edilen 6 Aralık’ta Demre Belediyesi, uluslar arası bir sempozyum ve kutlama düzenliyor. Noel Baba da ismini taşıyan parkın ortasında sırtında torbasıyla dünyaya gülümsemeyi sürdürüyor.