TAJ MAHAL
Taj Mahal, Delhi’ye yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki Agra şehrinde bulunur. Hindistan’ın en çok değer verilen kuruluş destanı olan Mahabharata’da Agra şehri için ‘’ cennet ‘’ denilir. Babür Şah döneminde çok parlak günler yaşamış olan Agra’ya Moğol sultanları, camiler, türbeler, kaleler inşa ettirmişler. 1628 yılında tahta çıkan Şah Cihan, Moğol başkentini Delhi’ye taşımak istemiş ancak, bu dileği oğlu Aurangzeb döneminde gerçekleşecektir. Moğollar’ın Aurangzeb ile biten parlak günlerinden sonra Agra, defalarca yağmalanmaktan kurtulamamış. 1803 yılından sonraki İngiliz hakimiyeti yıllarında şehirde deri ve kimya sanayi yatırımları yapılmış. Agra, bugünlerde artık bir sanayi şehri olarak anılıyor. Dünyanın en eski üniversitelerinden biri de Agra’da bulunur.
Taj Mahal için, New York’un Özgürlük Heykeli, Paris’in Eyfel Kulesi gibidir, derler. Gerçekten bugün Hindistan denilince akla ilk Taj Mahal gelir. Bu anıt mezarda yatan Banu Begüm Sultan çok genç yaşta Şah Cihan’la evlenmiş. Şah Cihan, eşine öyle delicesine aşıkmış ki, onu savaşlara bile yanında götürürmüş. Bu nasıl aşksa, Begüm Sultan neredeyse bütün hayatını hamile geçirmiş. Eşine, 7 tanesi yaşayacak olan 13 çocuk verdikten sonra, 1632 yılında 37 yaşındayken, 14. çocuğunun doğumu sırasında ölmüş. Bu nedenle kimileri Taj Mahal’ı aşk anıtından ziyade pişmanlık anıtı olarak nitelerler. Eşinin öldüğü gece Şah Cihan’ın saçları üzüntüden bembeyaz olmuş.
Şah Cihan, bundan sonrasında eşinin isminin ölümsüzleşebilmesi için bir anıt mezar inşa ettirmeyi düşünmüş. Mimar Şirazlı İsa’nın yönetiminde 20.000 işçi, 1632 - 48 yılları arasında gece gündüz çalışarak anıt mezarın inşaatını tamamlamışlar. Fatehpur Sikri’den kırmızı taşlar, Jaipur’dan beyaz mermerler ve ülkenin hemen her köşesinden en değerli inşaat malzemeleri Agra’ya taşınmış. Sonuç da gerçekten muhteşem olmuş.
Türbeyi kuşatan mermer duvarlara dünyadaki çiçek türleri işlenmiş. Bu duvarlara 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta, 50 inci ve sayısız yarı değerli mücevher, mermere kakma sistemiyle yerleştirilmiş. Mermerler, çiçek desenleriyle bezenmiş. 64 parça değerli taştan yapılan lotus çiçeği dekoru eklenmiş. Bu süsleme sisteminde taşların altındaki yuvalar boş bırakıldığı için, ışık vurunca sanki çiçekler canlanmış gibi dururlar. Petra Duka denilen teknikle, taşlar mermer oyularak içine yerleştirilmiştir.
Kuran-ı Kerim’in 14. ayeti mezar sandukasının üzerine işlenmiş. Banu Begüm Sultan’ın sandukasının yanında da Şah Cihan’ın sandukası vardır. Mezarlar da bir kat aşağıdaki galeridedir. Mezar odasının içindeki her ses 7 kere yankılanır. Bu olağanüstü akustiği göstermek için rehberler gün boyu gürültü yaptıklarından maalesef Şah Cihan ve Begüm Sultan’a çok istedikleri huzurlu ortamdan iz kalmamıştır.
Son yıllarda Taj Mahal’in gizli bir sembolizm üzerine inşa edildiği görüşleri sıkça duyulur olmuştur. Ana giriş kapısının üzerine yazılmış olan kaligrafik yazı, Kuran’ın Fecr suresinin son ayeti olan, ‘’ Gir Cennetime ‘’ cümlesidir. Gerek bu ayetin seçilmiş olması, gerekse cenneti andıran tarzda yapılmış bahçeler, Taj Mahal’in bir cennet tasviri olduğunu düşündürmektedir. Bahçedeki 4 nehrin, içinden süt, şarap, su ve bal akan cennetin 4 ırmağını simgelediği öne sürülür. Türbe mimarisi geleneğinde olduğu gibi, Taj Mahal de bahçenin ortasına değil, dikdörtgen planın sonuna yerleştirilmişti.
Taj Mahal’in inşaatında kullanılan mermerler, gün boyunca ışığı yansıtır. Taj Mahal’in dışa eğimli minarelerinin güzelliği dışarıdan daha iyi anlaşılır. İnşaatta simetri en önemli kural olduğu için Taj Mahal’in 4 yöndeki dış dekorasyonları aynıdır. Taj Mahal, yalnızca 1 kere ve 1 geceliğine ışıklandırılmış. Sonrasında ise güvenlik nedeniyle bu uygulamadan vazgeçilmiş. Ünlü Hint şairi Tagore, Taj Mahal için, ‘’ Sonsuzluğun yüzünde bir gözyaşı damlası ‘’ tanımını yapmış.
Hava kirliliğinin bembeyaz mermerleri karartmaması için araçlar otoparka bırakıldıktan sonra gezi alanına yürüyerek veya develerin çektiği faytonlarla veya elektrikli otobüslerle geliniyor. Cep telefonu, sigara, çakmak, yiyecek malzemeleri içeri sokulmuyor. Video kullanmak ücretli ve ancak girişteki platformdan video çekilmesine izin veriyorlar. Taj Mahal’in içine girmek için de ayakkabıların üzerine galoş takılıyor.
Taj Mahal’in inşaatı sırasında o kadar çok para harcanmış ki, sonunda devlet hazinesi açık vermiş. Üstüne üstlük Şah Cihan, inşaatı tamamladıktan sonra, Yamuna Nehri’nin diğer kıyısında, Taj Mahal’in karşısına denk gelecek noktada bir tane daha ama, bu sefer siyah mermerden anıt mezar yaptırmak için hazırlıklara başlayınca oğlu Aurangzeb tarafından tahttan indirilmiş. Bundan sonrasında da Red Fort veya Kırmızı Kale’ye hapsedilmiş. Kaçmasının engellenmesi için de kalenin kapılarından biri ördürülmüş, kaleyi çevreleyen su dolu hendeklerin içlerine timsahlar bırakılmış.
16. ve 17. yüzyıllarda inşa edilmiş olan kalenin surlarının uzunluğu 2,5 kilometreyi bulur. Kırmızı Kale, geniş bahçeleriyle, görkemli ama sade mimarisiyle, cam ve kristal kullanılarak dekore edilmiş salonlarıyla çok etkileyici bir yerdir. Geniş bir avlunun etrafındaki yatak odalarında, sabah saatlerinde Sultan’ın gün ışığından rahatsız olmaması için asılmış kalın perdeleri, ayak bileklerine küçük ziller takılmış cariyeler koşarak açarken bu hoş müzikle de Sultan’ı uyandırırlarmış.
Şah Cihan, ömrünün son yıllarını Kırmızı Kale’den Taj Mahal’i seyrederek geçirmiş. Görüşü zayıflamaya başladığında da duvarlardaki aynalara aksayan görüntülerle avunmuş. Öldükten sonra da büyük aşkının yanına defnedilmiş.
Çokuluslu bir derginin düzenlediği yarışmanın sonunda Taj Mahal, Dünyanın Yeni 7 Harikası’ndan biri olarak seçildi. Dünyanın mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri de Taj Mahal’dir.