AYIN BİLGİSİ
Ayın Bilgisi Başlığı :
1
2010 Eylül - NEMRUT DAĞI
2
2010 Ağustos - COLOSSEUM
3
2010 Temmuz - SİMGELER TAPINAĞI AYASOFYA
4
2010 Haziran - LİMA
5
2010 Mayıs - ÖDEMİŞ’TEN BİRGİ’YE
6
2010 Nisan - AMASRA
7
2010 Mart - BİR BAŞKADIR TİTİCACA’DA KUTLAMALAR
8
2010 Şubat - YENİ YILDA SEVGİ ÜZERİNE ARKADAŞIMIZ ZİCO
9
2010 Ocak - TAJ MAHAL
10
2009 Aralık - MYRA ve SAINT NICOLAS
11
2009 Kasım - GÜVERCİNLERİN ARDINDAN
12
2009 Ekim - SİNOP ve KASTAMONU
13
2009 Eylül - DATÇA YARIMADASI ve MİLAS
14
2009 Ağustos - TİKAL
15
2009 Temmuz - YANARDAĞLAR PÜSKÜRÜRKEN GUATEMALA
16
2009 Haziran - SAPPHO’DAN BARBAROS HAYRETTİN’E
17
2009 Mayıs - OİNONE’DEN SARIKIZ’A KAZDAĞLARI
18
2009 Nisan - PRİAMOS’DAN BUGÜNE
19
2009 Mart - PERSEPOLİS
20
2009 Şubat - EFES
21
2009 Ocak - BAFA GÖLÜ AŞIKLARI
2010 Mart - BİR BAŞKADIR TİTİCACA’DA KUTLAMALAR



BİR BAŞKADIR TİTİCACA’DA KUTLAMALAR


 


                                                     


Yaklaşık 8.300 kilometrekare büyüklüğüyle Titicaca Gölü, Venezüela’daki Maracaibo Gölü’nden sonra Güney Amerika kıtasının en büyük gölüdür. Deniz seviyesinden 3.810  metre yüksekte bulunan Titicaca Gölü, dünyanın üzerinde taşımacılık yapılan en yüksek gölüdür. Uzunluğu yaklaşık 574  kilometre olan gölün genişliği de 70 kilometreyi bulur. Tuzluluk oranı % 0.98 olan gölü 25 nehir besler. Gölün bazı yerlerde 284 metreye kadar inen derinliği, Uruitos Adası yakınlarında  2 – 3 metreye kadar düşer. Bu nedenle gölün üzerinde ulaşımı sağlayan tekneler bu adalara yanaşamazlar. Gölün en dar yeri Tikina’da mesafe 800 metreye iner. 1879 yılında biten Pasifik Savaşı’nda Şili’ye karşı denize çıkışını kaybetmiş olan Bolivya’nın deniz kuvvetleri de bugünlerde ‘’ Küçük Göl ‘’ olarak adlandırılan bu bölgede konuşlanmıştır.


 


Titicaca Gölü’nün % 60’ı Peru’ya, % 40’ı Bolivya’ya aittir. Peru tarafından gelinirse Puno şehrinden geçilir. Puno’dan hareketle, gölde Peru’ya ait olan Amantani ve Taquile Adaları’na gidilebilir. Puno’ya yaklaşık 35  kilometre uzaklıkta bulunan Taquile Adası’nda yaşayan 2.000 civarı yerli Keçuva dilini konuşur. Yine Peru’dan hareketle göl kıyısından Bolivya’ya giderken yol üzerinde her yıl dünyadaki enerji alışverişi konusunda uzman onlarca bilim adamının önünde bir araya geldikleri büyük kayayı görürsünüz. Bu da bu konuya ilgi duyanlar için unutulmaz bir andır.


 


Copacabana’daki kilise, Bolivya’nın en kutsal kilisesi olarak kabul edilir. Dindarlar ki zaten bu kıtanın neredeyse tamamı dindardır, Pazar günleri kilisenin içinde ve dışında toplanırlar. Copacabana’dan kalkan teknelerle Ay ve Güneş Adaları’na gidilebilir. İnkalar, Ay Adası’ndaki Templo do Pilcocaina’da dua ettikten sonra, Güneş Adası’ndaki Juvence veya Kutsal Çeşme’de yıkanıp Kuzey’e yani başkentleri Cusco’ya doğru yola çıkarlarmış. İnkalar, kurucu kralları Manco Capac’ın Ay Adası’ndaki tapınakta doğduğuna inanıyorlar. Her yıl 21 Haziran günü, bugünlerde yalnızca 2 katı ayakta kalmış olan tapınağın en arkasındaki odaya güneş ışınları düşüyor. Tapınağın kimi köşelerinde görülen küçük taşlar Kolliaslar’a, trapezoidal pencereler de İnkalar’a tarihleniyor. Kısacası, bu adaların İnkalar’ın ortaya çıktıkları adalar ve Titicaca Gölü’nün de ‘’ Herşeyin Doğduğu Göl ‘’ olduğuna inanılıyor.


 


Bölge insanları, Titicaca Gölü’nde kanallar açıp, suyun buharlaşmasıyla bir çeşit mikro klima yaratmışlar. Bu da yüksek dağların ortasında yumuşak bir iklim ve bereketli topraklar yaratma avantajını sağlamış. İnkalar döneminde kullanılmış olan teraslarda tarım yapmaya devam ediyorlar. Bu teraslarda 1 yıl bakla, 1 yıl patates, 1 yıl kinua ( Güney Amerika’da quinua olarak bilinen, küçük sarı taneli, kuskusa benzeyen, zengin proteinli tahıl ) ektikten sonra toprağı 1 yıl dinlenmeye bırakıyorlar. Bölgede evcilleştirdikleri lama ve alpakaların yanı sıra evcilleştiremedikleri guanaco ve vikunyaları da yünlerinden yararlanabilmek için yetiştirmeye devam ediyorlar. En kaliteli yün sıralaması da vikunya, alpaka yavrusu, lama ve koyun yünü olarak yapılıyor. En ilginç olanı da bu bölgedeki insanların lamalarına ve alpakalarına Pedro, Juan, Martin gibi insan isimleri vermeleridir.


 


10 kilometrekare yüzölçümündeki Güneş Adası’ndaki 4 yerli topluluğunda toplam 4.000 kişi yaşıyor. Helikopter pisti bulunan adada taşımacılığı lamalar ve eşekler yapıyor. Güneş Adası’nda çok sayıda küçük otel ve pansiyon bulunuyor. En önemli gelir kaynağı da turizm. Özellikle balayını geçirmek için değişik bir fikre gereksinimi olanların aklında bulunsun. Güneş Adası, dünyanın şimdilik unutulmuş ama, en olağanüstü köşelerinden biridir.


 


Güneş Adası’ndaki seyahatlerimden birinde sevgili dostlarım Beray Acar ve Ali Şahin’le birlikteydik. Öğleden sonrasının güneşli saatlerini otelimizin Titicaca’ya bakan muhteşem bahçesinde geçirdikten sonra köyde küçük bir gezintiye çıktık. Zaten geldiğimiz andan itibaren de köyden gelen canlı müzik kulağımızdan eksik olmamıştı. Kısa bir yürüyüşten sonra eğlence alanını bulmamız zor olmadı.


 


Köyün medar-ı iftiharı gençlerinden birinin lise diploması alması kutlanıyordu. Bu köylerde böyle bir diploma veya şehirde iş sahibi olmak kutlamaya değer bir konuymuş. Köyün trompet ve davuldan oluşan canlı müzik orkestrasının müzisyenleri, bir yandan müzik yapıyor, diğer yandan da neredeyse hiç durmadan hafif  alkollü  biraları ardı ardına içmeyi sürdürüyordu. Küçük meydanın diğer yanına yığılmış bira kasalarıyla bir self servis barı oluşturulmuştu. Tabii ki bu yüksekliğin en vazgeçilmez bitkisi olan koka yaprakları da bir başka masanın üzerine yığılmıştı. Bir yandan biranızı içiyor, bir yandan koka yapraklarını çiğniyorsunuz. Müzik ise neredeyse aralıksız sürüyor. Aklına gelen, içinden gelen kadın erkek karışık kendini piste atıp dans ediyor. Misafirlerin ise hepsi büyük bir keyifle ağırlanıyor. Parası az, sevgisi çok insanların arasında unutulmaz bir gün sonu yaşıyoruz.


 


Güneş Adası’nda yaşayan yerliler, kenarları oyalı masa örtüleri, rengarenk yastık kılıfları, Ant Haçı kolyeleri satıyorlar. Ant Haçı’nın 4 köşesi, dünyadaki 4 yönü, 3 katı ise dünü, bugünü, yarını, ve kondor kuşu gökyüzünü, puma yeryüzünü, yılan ise yeraltını simgeliyorlar.


 


Titicaca Gölü’ndeki 41 adanın 25 tanesinde yaşam sürüyor. Bu adalardan bir diğeri de Uros Adası’dır. Bu adanın açıklarında gölün derinliği 2 metreye kadar indiği için açıkta duran teknelerden daha küçük kayıklara geçilerek karaya çıkılabiliyor. Bu adalarda yaşayanlar Aymara ve Keçuva dillerini konuşuyorlar. Uros Adası’nda yerliler, totora denilen sazlarla doldurarak elde ettikleri kara parçalarında yaşıyorlar. Burada yaşayabilmek ise başlı başına olağanüstü  bir olay. Çünkü çıplak ayaklı insanların tabanları sazlardan yükselen göl suyunun içinde kalıyor. Kısacası gölün sazlarından, yaşadıkları toprak parçasını yaratıyorlar, gölden tuttukları balıklarla ve patatesle karınlarını doyuruyorlar ve sazlardan yaptıkları küçük hediyelikleri satarak da para kazanmaya çalışıyorlar. Bu adada 7-8 aile, çok yakınlardaki Phuwa Adası’nda 32 aile yaşıyor. Buradaki hayat 5.000 yıldır aynı şekilde sürüyor. Zaten aradan geçen zamana karşın yaşamda pek de bir şey değişmiyor.


Adınız Soyadınız :
Email Adresiniz :
 





000047970
Web Dizayn Acm Ajans
Email Ana Sayfam Yap Email