AYIN BİLGİSİ
Ayın Bilgisi Başlığı :
1
2010 Eylül - NEMRUT DAĞI
2
2010 Ağustos - COLOSSEUM
3
2010 Temmuz - SİMGELER TAPINAĞI AYASOFYA
4
2010 Haziran - LİMA
5
2010 Mayıs - ÖDEMİŞ’TEN BİRGİ’YE
6
2010 Nisan - AMASRA
7
2010 Mart - BİR BAŞKADIR TİTİCACA’DA KUTLAMALAR
8
2010 Şubat - YENİ YILDA SEVGİ ÜZERİNE ARKADAŞIMIZ ZİCO
9
2010 Ocak - TAJ MAHAL
10
2009 Aralık - MYRA ve SAINT NICOLAS
11
2009 Kasım - GÜVERCİNLERİN ARDINDAN
12
2009 Ekim - SİNOP ve KASTAMONU
13
2009 Eylül - DATÇA YARIMADASI ve MİLAS
14
2009 Ağustos - TİKAL
15
2009 Temmuz - YANARDAĞLAR PÜSKÜRÜRKEN GUATEMALA
16
2009 Haziran - SAPPHO’DAN BARBAROS HAYRETTİN’E
17
2009 Mayıs - OİNONE’DEN SARIKIZ’A KAZDAĞLARI
18
2009 Nisan - PRİAMOS’DAN BUGÜNE
19
2009 Mart - PERSEPOLİS
20
2009 Şubat - EFES
21
2009 Ocak - BAFA GÖLÜ AŞIKLARI
2010 Haziran - LİMA



LİMA

Peru’nun fethini tamamlayan Francisco Pizarro, İspanya adına ülkenin yeni başkentini kurmak için en uygun yeri aramaya başlar. Ant Dağları’nın ortalarındaki Jaupa şehrini çok beğenmesine karşın okyanusa olan uzaklığından dolayı vazgeçer. Bugünkü Lima’nın güneyinde bulunan San Gallan’ı da çok sevmez. Neticede 6 Ocak 1535 tarihinde, Ant Dağları’yla Pasifik Okyanusu arasında, en elverişli koşulların oluştuğunu düşündüğü Rimac Nehri vadisinde, Krallar Şehri olarak adlandıracağı Lima’yı kurmaya karar verir.

Seçilen nokta yüksek dağlarla çevrili olduğundan herhangi bir isyan durumunda elverişli koruma şartları sağlıyordu. Bereketli topraklarla çevrili bu bölgede su kaynakları da zengindi. Ayrıca şehrin okyanus kıyısındaki konumu devam eden fetih süresince ele geçirilen ganimetlerin İspanya’ya gönderilebilmesi için de çok uygundu. Yeni başkent, Cajamarca ve Cusco gibi önemli İnka şehirlerine neredeyse eşit uzaklıktaydı.

18 Ocak 1535 günü yeni başkentin imarı için çalışmalara başlandı. Peru, bundan sonraki 3 asır boyunca konkistadorlar yani asker bürokratlara tarafından yönetilecektir. Keçuva dilinde geveze veya çok konuşan anlamına gelen ‘’ Limac ‘’ kelimesi İspanyollar tarafından kısaltılarak şehrin yeni adı da Lima olarak kabul edilir.

İmparator Şarlken’in emirleri doğrultusunda şehir, bir dama tahtası gibi planlanır. 90 derecelik açılarla tasarlanan kare planlı evler ve saraylar, Plaza Das Armas veya Plaza Mayor veya Büyük Meydan’ın etrafına yerleştirilir. Katedral, Hükümet Sarayı, Belediye Sarayı meydanın ana yapılarıdır. Şehrin ilk planlamasında yüksek rütbeli askerlerin, yöneticilerin, din adamlarının ve zengin asil sınıf temsilcilerinin bir arada olmaları düşünülmüştü. Başlangıçta 25 hektar olarak planlanan merkez sonrasında hızla genişleyecektir. Meydanın ortasında Antonio de Rivas tarafından yapılmış bronzdan çok güzel bir anıtsal çeşme görülür. Bu çeşmenin üzerinde Lima’nın, Kont Salvatierra’nın ve İspanya’nın kraliyet armaları işlenmiştir. Plaza Mayor’un çok yakınında boğa güreşi alanı, pazaryeri ve ordunun konaklaması için alanlar da öngörülür.

İlginçtir, Peru’nun fethinin tamamlanmasından sonra Francisco Pizarro bu meydandaki sarayında 26 Haziran 1541 günü Martin Bilbao tarafından öldürülecektir. Pizarro’nun adına dikilmiş olan heykelin yeri ise birkaç defa değiştirildikten sonra sonunda meydanın çok yakınındaki Muraille Parkı’na yerleştirilmiş. Francisco Pizarro’nun lahdi de Katedral’in içindedir. Plaza das Armas, 1991 yılında Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası listesine eklenmiştir.

Lima’nın ilk planlamasını yapan Pizarro, sarayları ve konakları yakınlarına dağıtırken en önemli yeri ayırdığı Notre Dame de l’Assomption Kilisesi, 1541 yılında Katedral’e çevrilmiş. Sonrasındaki depremlerde çok zarar gören Katedral’in kubbe yüksekliği zamanın içindeki restorasyonlarda 17 metreye indirilmiş. 19. yüzyılda son halini alan Katedral’in içindeki ağaç dekorasyonlar ve fildişi işçilikleri çok güzeldir.

Plaza Das Armas’ın çok yakınlarında Parlamento ve Engizisyon Müzesi bulunur. Bu müzenin çok yakınındaki Place d’Italia’da Santa Ana Kilisesi bulunur. Bu kilisenin hemen yanında 1542 yılında yerliler için bir hastane inşa edilmiş. 1553 yılından sonra hızla gelişen bu bölgede İspanyollar ve Perulular için bir cüzam tedavi merkezi de yapılmış.

Katedralin önünde bulunan, granit ve bronzdan yapılmış olan Pizarro Anıtı, Lima’nın kuruluş kutlamaları için 18 Ocak 1935’de dikilmiştir. İlginç ama, 18 Ocak günü her yıl dans, konser ve tören geçişleriyle kutlanmaya devam ediliyor. Aynı kutlama ve eğlencelere yani İspanyollar’ın ülkelerine ayak bastıkları günün kutlamalarına Ekvador’da da rastladım. Her yıl, Haziran ayının 2. Pazar günü de katedralde büyük bir ayin düzenleniyor.

Hükümet Sarayı, 1600 yılında inşa edilmiş ve 1687 yılındaki büyük depremi yıkılmadan atlatmış. Pizarro’nun Sarayı olarak da bilinen bina, 1938 yılında restore edilmiş. Katedralin yanındaki sokakta bulunan Aliaga evinin balkonları ve cumbaları çok güzeldir. Kolonyal döneme ait, Endülüs esintili bu tür balkon ve cumbalardan, Lima’da çok sayıda örnek vardır. 16. ve 17. yüzyılda inşa edilmiş ahşap ağırlıklı cumbalar tarihi şehre bambaşka bir hava verir. Yine çok yakındaki 1906 yılında açılmış olan Cordano Bar, Peru Tarihi Miras listesinde yer alan bir yerdir.

Hükümet Sarayı’nın hemen yanındaki sokakta bulunan ve ahşap cumbalarıyla hemen dikkati çeken Aliaga Evi, Pizarro’nun en yakın dostlarından olan Jeronimo de Aliaga tarafından yaptırılmış.

Lima’yı İspanyollar’dan kurtaran Arjantinli General Jose de San Martin’in mermerden heykelinin bulunduğu San Martin Meydanı, başkentin en önemli ikinci meydanı olarak kabul edilir. Bu meydandaki yapıların ve yeşil alanların uyumları olağanüstüdür. Peru Cumhuriyeti’nin 100. Kuruluş Yılı kutlamaları için 1921 yılında düzenlenmiş olan bu meydan da Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiştir. San Martin Meydanı’na yürüme mesafesindeki Paseo de la Republica’nın üzerinde de Adalet Sarayı, İtalyan Sanatı Müzesi, Lima Sanat Müzesi ve çok uluslu oteller bulunur.

1557 yılında tamamlanan ilk San Francisco Kilisesi ağaç ve topraktan inşa edilmiş. 1656 yılındaki depremde yıkılmış ve 1657 yılında bu defa taş, tuğla ve kireç kullanılarak yapılan inşaat 1672’de bitirilmiş. İnşaata öngörülenden çok daha fazla para harcanması karışıklıklara neden olmuş. San Francisco Kilisesi, 17. yüzyılın en güzel Barok tarzlı yapılarından biri olarak gösterilir.

San Francisco Manastırı’nın kütüphanesinde, Peru Tarihi’ni anlatan 25.000’den fazla kitap vardır. Ne yazık ki eski dillerde yazılmış bu kitapların büyük kısmı rutubetten dolayı okunamaz hale gelmiş. Lima’da her yıl Temmuz ayının son 2 haftasında, Jockey Plaza Convention Center’da, öncelikli olarak Perulu ve Hispanik kökenli yazarların eserlerinin öne çıktığı kitap festivalleri düzenlenmeye devam ediliyor.

Santo Domingo Manastırı’nın içindeki, Sevilla’dan getirilmiş fayanslarla dekore edilmiş olan koridor çok güzeldir. Santo Domingo Manastırı’nın altındaki katakomplarda binlerce insanın kemikleri sergilenmektedir.

Tarihi şehir merkezinde biraz daha vakit bulursanız Casa de la Moneda yani Maliye Binası’nı, Tekel’i ve Sevilla’daki bulvarlardan esinlenilerek Rimac tarafında inşa edilmiş olan Promenade de Descalzos’u, Torre Tagle Sarayı’nı, San Marcos Üniversitesi’ni, San Pedro Kilisesi’ni ve Merced Kilisesi’ni görmeye çalışın.

Lima’nın Antropoloji, Arkeoloji ve Tarih müzeleri de çok zengindir. Altın ve Silah Müzesi de görülmeye değer bir başka müzedir. Altın Müzesi, Miguel Mujica Gallo özel müzesi olarak da bilinir. Müzenin gezilebilmesi için mutlaka önceden yer ayırtmak gerekir. Bu müzede, İnkalar’dan önceki dönemlere ait 20.000 civarı, altın, gümüş, bakır ve kumaştan eser sergileniyor. Müzenin en önemli tarihi eseri de saf altından Tumi denilen tören bıçağıdır. Kolyeler, maskeler, bardaklar, küpeler, minyatürlerin yanı sıra çok zengin bir silah koleksiyonu da müzenin zenginliğine zenginlik katıyor.

Rafael Larca Herrera Archeological Museum, havaalanına yakın bir yerde Avenida Bolivar 1515 Pueblo Libre’de bulunuyor. Bu müzede hem İnkalar öncesi medeniyetler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz, hem de kafesinde dinlenebilirsiniz.

Peru’da İspanyollar’dan kalan bir alışkanlık olarak boğa güreşleri de yapılmaya devam ediliyor. Ekim, Kasım aylarında yapılan boğa güreşlerinde, İspanya’da olduğu gibi burada da güreş boğanın öldürülmesiyle bitiyor. Lima’nın Eski Şehir Merkezi’ndeki dünyanın en eski üçüncü arenası olan Plaza de Toros de Acho veya Acho Arenası 30 Ocak 1766 günü açılmış. Arena açılmadan boğa güreşleri aynı İspanya’da olduğu gibi şehrin Plaza Mayor gibi bazı meydanlarında düzenleniyormuş. Bilet fiyatları çok yüksek olmasına karşın, boğa güreşlerine yer bulmak çok zor oluyormuş. Yine Ekim Kasım aylarında bu arenada yapılan yarışmalarda Peru’nun en iyi matadoru seçiliyor.

Festivallerden konu ederken, Ağustos aylarında Hispanik - Amerikan Film Festivali’nin ve 31 Ekim’de de Kreol Müzik Günü’nün düzenlenmeye devam edildiğini eklemeyi unutmayalım.

Horoz dövüşleri de Peru’ya İspanyollarla gelmiş. Güney Amerika’ya, İspanyollarla gelen at da asırlar boyunca en önemli ulaşım hayvanı olmuş. Bugünlerde yürüyüşüyle ünlenen Peru atlarına da ‘’ Paso’’ deniliyor. Her yıl Nisan ayında, Pachacamac’da Mamacona Hacienda’sında ‘’ Peruvian Paso ‘’ gösterisi düzenleniyor. Tüyleri olmadığı için güneşe çok dayanıksız olan ‘Tüysüz Köpek’ de Peru’nun bir başka ilginç hayvanıdır.

Lima, doksan derecelik köşelerle satranç tahtası gibi dizayn edilmiş bir şehirdir. Tarihi merkezde kolonyal dönem ağırlıklı binalar göze çarpar. Lima, Güney Amerika’nın en iyi korunmuş şehirlerinden biridir. Limalılar, yönetim olarak 40 bölgeye bölünmüş olan başkenti, merkeze 13 kilometre uzaklıktaki modern şehir Miraflores, tarihi şehir ve gecekondular olarak üç bölümde düşünebiliriz. Miraflores’de okyanus manzaralı gökdelenlerde maddi durumu iyi olanlar, Barriada denilen gecekondu mahallelerinde ise Ant Dağları’ndan gelen yerliler yaşar. Aradaki fark ise Lima’nın gecesiyle gündüzü gibidir. Capon Street veya Capon Caddesi de Lima’nın Chinatown’ı veya Çin Mahallesi’dir. Bu caddede Çin restoranları, marketleri ve bir de Budist tapınağı vardır. Perulular, Çin Mutfağı’na çok düşkündür.

Miraflores’in San Isidro bölgesindeki Huallamarca Piramidi, M.S. 200 – 600 yılları arasındaki Maranga Medeniyeti döneminde kurulmuş. Piramidin inşaatında kullanılan tuğlalar, mısır tohumlarını andırır. San Miguel bölgesindeki Aramburu, Miraflores içindeki Pucllana ve şehir merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Pachacamac, Lima çevresindeki İnkalar öncesi Wari, Chimu ve Chankay Medeniyetleri kalıntıları için gösterilebilecek önemli noktalardır.

Lima’da metro yoktur. Eski şehirdeki otobüs hatları özelleştirilmiş. Her hattın otobüsü ayrıdır. Bilet fiyatları da Perulular için pek ucuz değildir. Ayrıca muavinleri camdan sarkıp, bağırarak yolcu arayan minibüsler de tanıdık bir görüntüdür. Taksilerde taksimetre olmadığı için binmeden önce pazarlık etmek gerekir. Şehrin her tarafında ayakkabı boyacısı görülür. Lima’da araba kullanmak kolay değildir. Perulu şoförler hızlı ve kuralsız araba kullanmayı çok severler. Otoparkçılar da çok yabancı bir görüntü değildir.

Perulular, ülkelerindeki güzellik yarışmalarının cezaevlerinde yapıldığını söylüyorlar. Neden derseniz? Çünkü, Mafia hesabına uyuşturucu kuryeliği yaparken yakalanan çok sayıda güzel kız cezaevindeymiş. Hatta Perulu dostuma göre dışarıda bu nedenden dolayı hiç güzel kız kalmamış!

Miraflores’in Pasifik Okyanusu sahilindeki plajlarında birbirinden güzel restoranlar, alışveriş merkezleri sıralanır. Costa Verde ve La Rosa Nautica gerçekten yaşanılması gereken restoran deneyimleridir. Ocak, Şubat, Mart aylarında okyanusun sıcaklığı ise ancak 17 dereceyi bulur. O dönemde de Limalılar plajlarda buluşur. Şehrin bu bölgesinde yaşamak çok keyiflidir. Bu noktadan bakınca tam karşınızda kalan Palomino Adaları, doğal bir kuş ve balık cennetidir.

Diğer yerlere göre pahalı sayılabilecek olan Larcomar alışveriş merkezini özellikle hafta sonlarında çok canlıdır. Alışveriş merkezlerinde Amerikan Doları da kabul ederler. Miraflores ve San Isıdro bölgelerinin herhangi büyük bir Avrupa şehrinden farkı yoktur.

Lima’da kış mevsimi 9 ay, yaz mevsimi 3 ay sürer. Kış ayları boyunca görülen ve ‘’ Garua ‘’ dedikleri çiselemeyi saymazsak neredeyse hiç yağmur yağmaz. Okyanus kıyısında çöl alanları yoğundur. Şehrin suyu, Ant Dağları’ndan gelir. A.B.D. nin Alaska Eyaleti’nden başlayarak Arjantin’in Ushuaia şehrine kadar inen Pan - Amerikan yolu, Peru’yu da baştan başa geçer.

Gece hayatı ise, sayısız bar ve gece kulübünün yan yana sıralandığı Barranco semtinde çok hareketlidir. Bu bölgedeki kolonyal tarzlı eski evler koruma altına alınmış ve son senelerde şehrin butik otel yatırımları için bu bölge tercih etmeye başlanmış. Şubat aylarının ilk hafta sonunda, Lima’nın restoranlarında, barlarında Peru’nun milli içkisi olan Pisco’dan yapılan kokteyller içilerek Pisco Günü kutlanır. Mart ayının 2. haftasında da Şarap ve Pisco Festivali düzenlenir.

www.peru.info

Adınız Soyadınız :
Email Adresiniz :
 





000047970
Web Dizayn Acm Ajans
Email Ana Sayfam Yap Email